
sıcaklığını hissettim..bir insanın sıcaklığını hissetmeyeli baya bir süre geçmiş..o da kendine engel olmadı bende olmadım..sevgilisi olmasına rağmen..ama bu basit bir çekim değildi..hissettim
ama özledim :/
soysuzların topuna küfrü basıp kafayı çekmeyi özledim, muhabbetini özledim, kıçımızla gülmemizi özledim:), her ota boka muhalefet olmamızı özledim... poffff nerdesin beaaa kızım
kebelekim ; şu anda adanadayım ; haftaya bursaya geliyorum ve özlendin hemde çok :)
kebelekim ; iyi uyukular ;
uzun zamandır hiç bu kadar düğümlenmemişti kelimeler.
meleklerle sür atını.
alıntı
Living For Tomorrow
Yarın İçin Yaşamak
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Ben hala yarın için yaşıyorum
Bugün için yaşıyorum
Let's make this world
A better place to live
Start to take
Start to give
Hadi bu dünyayı yaşamak için daha iyi bir yer yapalım
Almaya başlayalım
Vermeye başlayalım
Love's got the power
To get it done
To stop the pain
Of a killing gun
Bunu tamamlamamız için
Sevgi güce sahiptir
Acıyı durdurmak için
Öldüren bir silahtan
And even if you say
We're gonna die today
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Cause love will find a way my friend
Whatever it will take
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Why don't we try today my friend
To make this world a better place
Hatta bugün öleceğiz
Desen bile
Ben hala yarın için yaşıyorum
Çünkü sevgi bir yol bulacak arkadaşım
Her ne kadar sürsede
Ben hala yarın için yaşıyorum
Ben bugün için yaşıyorum
Neden bugün denemiyoruz arkadaşım
Bu dünyayı daha iyi bir yer yapmak için
Let's make this life
A better life to live
Stop to hate
Learn to forgive
Even power can kill
The human race
If we gave life
A human face (a human face)
Hadi bu hayatı
Yaşamak için daha iyi bir yer yapalım
Nefrete son verelim
Affetmeyi öğrenelim
Hatta güç
İnsanların yarışını öldürebilir
Bir insan dayanışı (bir insan dayanışı)
And even if you say
We're gonna die today
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Cause love will find a way my friend
Whatever it will take
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Why don't we try today my friend
To make this world a better place
Hatta bugün öleceğiz
Desen bile
Ben hala yarın için yaşıyorum
Çünkü sevgi bir yol bulacak arkadaşım
Her ne kadar sürsede
Ben hala yarın için yaşıyorum
Ben bugün için yaşıyorum
Neden bugün denemiyoruz arkadaşım
Bu dünyayı daha iyi bir yer yapmak için
And even if you say
We're gonna die today
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Cause love will find a way my friend
Whatever it will take
I'm still living for tomorrow
I'm living for today
Why don't we try today my friend
To make this world a better place
Hatta bugün öleceğiz
Desen bile
Ben hala yarın için yaşıyorum
Çünkü sevgi bir yol bulacak arkadaşım
Her ne kadar sürsede
Ben hala yarın için yaşıyorum
Ben bugün için yaşıyorum
Neden bugün denemiyoruz arkadaşım
Bu dünyayı daha iyi bir yer yapmak için
I'm still living for tomorrow
Ben hala yarın için yaşıyorum
kebeleğim gün aydı ,günaydın ; az kaldı dönüyorum artık :)
Kalk ve sıyrıl karabasan sarhoşu rüyalarından.
papatyalara su vermeye gidiyoruz…
Mevsime terk eylenememiş zaruri kostümlerimin üzerine,bekleme odası acemiliği sinmiş.Sarıp sarmalayıp annemin eskileri arasında,eskicilere takasa saydıklarına yetişememiş, modası geçmiş tekrarlanışlarım.
Paha biçilmez benim olmaz olası nöbetleşe vurgunlarıma.
Git desem gitmezler ki bilirim.
Bakamam bu yüzden kırılgan hallerine.
alıntı
| tuttum | Weequay |
| tuttum | Turnusoul |
| tuttum | enfiye |
| tuttum | iron man |
| tuttum | tedim |
| tuttum | aLphiE |
| tuttum | Ercestbeau |
| tuttum | momento mori |
| tuttum | efesdark |
| tuttum | metabolizmaa |
| tuttum | themis0909 |
| tuttum | serenade |
| tuttum | sonyolcu36 |
| tuttum | thecrowfun |
| tuttum | medusagnc |
| tuttum | monaliza |
| tuttum | Cagri Pacin |
| tuttum | cigdems |
| tuttum | Cannabisss |
| tuttum | beneek |
| tuttum | velvet kisses |
| tuttum | nigzess |
| tuttum | satriani |
su damlası
verirken
haz
rahim’e
insan
düşecek
benliklere emir
puta
devril sözü
düşecek
zikri hafi
hu
sırrı cezbe
alemine
la mekan
düşecek
aleme kaparken
göz
doksan dokuz isim
bir’e
düşecek
mezara
ceset
ruha
ya-sin
düşecek...
Ben altını çizdikçe söylediğin her güzel kelimenin
Sen elim kolumla yetinmedin
Üzerime attın koca çiziğini.
Bir sızıntıyla siyah bir mürekkep kustum sana.
Yine başardınız, döngümü başlattınız.
Siz acımasız, siyah beyaz fotoğraf kadınları,
Elinizde sigaranızla verdiğiniz her poz estetik,
Dudağınızın her kırmızısı sekse davet
Deliriyoruz ya biz eksikler, peşinizde
Yaydığınız tek güzel şey parfüm kokulu lanet.
Bedenimde ince topuklu, sivri burunlu izler bıraktınız.
Kimyasal sarı, plastik mavi kombinasyonu
Saçlarınız ve gözleriniz.
Sizden sonuncu.
Beni hatırlayacaksın.
İkimiz de sarhoşluğumuzda eski yazdıklarımızı okuyacağız
Teğet geçmek ne demekmiş…
Matematiği daha iyi anlayacağız.
Bu işlemin sonucu sıfır.
Tümden ayrılayım dedim,
yine tüme varıyorum.
Irkınızı genelliyor,
Reddediyorum.
iğrenirdi
huysuz ihtiyar
toplarken solucanı
...ağlar
karışınca
toprak kokan elleri
balık kokusuna
yıllar yılı
yem ettiği solucan
gelmezdi aklına
Kaybettim.
bu bir itiraftır.
yalın, kimsesiz, çırılçıplak vücuda vurulan hançer!
Aklımda intihar senaryoları...
Hiçbir önemi kalmadı kanlı çarşafımın.
Adı yok, aklı firari masalımın.
Sana ve diğerlerine yazdığım mektubu kendime postaladım.
Annemin iç çekişini duyar gibiyim ama üzgünüm anne kaybettik!
Sen ve ben asla birlikte düşmedik.
Bebeğimi aldırdığımı hiç bilme ve söyle babama bunun için daha fazla içmesin.
Dün gece bittiğimi gördüm sokakta.
52 adım bir sokak arasında kaybetmek...
20. adımda zaten sarhoştuk!
Arkadaşım çekiştirip durma eteğimden, bu gece evime gideceğim.
Bu gece hayalini kurduğum her şeye bir kere vereceğim!
Almak istemeyecekler, zorlayacağım, sonra katili olacağım onların...
Yok yok müsadenizi isteyeceğim, hayat?
Sana gül kokulu gögsümde aşk demledim.
Gördün mü yandık!
Yanarız senle ben demiştim sana.
Hiç gelmeyecektin o havaalanına...
O uçağa hiç binmeyecektim aslında.
Bana bir yoksulluk daha bırakmana izin vermemeliydim ama öyle güzel geldin ki...
Şimdi hangi acının koynuna kıvrılayım?
Hangisi hiç düşünmez çeker vurur beni parmak uçlarımdan, yani en olmadık yerimden?
Kırgınlığım geçti.
Ağlıyorum,i şte buna inanmalısın.
İnan bana aşk, dün gece tutmadım artık kendimi, bıraktım düşeyim.
Sonra biri geldi kaldırdı beni.
Sanki ihtiyacım olan tek şeydi kurtarılmak.
Sanki az önce telefon açmıştım sana..off hıçkırık..kal.
Asıl sebebim sen olmamalıydın.
Burada adını yazan ben olmamalıydım.
Burada cümle başına bir yalnızlık düşüyor.
Burada cümle başına yalnızlık...
Mideme şimdi gelip oturan ağrı, başımdaki tuhaf sızı, bunlar olmamalıydı!
Tüm bunlar yalan.
Hadi çek vur.
Yok en iyisi sana gidelim.
Bu geceyi düzelim.
Bu geceyi içelim.
Bir öncekileri kedilere verdim!
Bir gece daha ver bana.
Sonra zaten hepimiz öleceğiz...
Ne yapsam geçmiyorsun.
Daha çok kırılıyorum, ayrılıyorum artık, ayırıyorum.
Kalbim affet!
İlk sen gidiyorsun,
sonra diğerleri.
Sana dokuz taşlardan yaptığım çiçeğimi bırakıyorum anne.
Sardunyaların yanına koyarsın.
Kalbim affet.
İlk sen...
Ayaklarımda bir daha hiç geri dönmeyecek yolculuğun telaşı.
Ellerim hala eskisi gibi, zaten yitik.
Saat sabahın altısı olabilir ve ben uyanmak için hiçbir neden bulamayabilirim kendime.
Sağır odalar.
Sana hiçbir şarkı yazmadım, bunu inkar et.
Düşmemek için hala denge oyunları oynuyorum.
Başucumda duran, bekleyen, an kollayan ölüm?
Sana asla diğerlerine yaptığım gibi yapmadım.
Sen kolay gittin.
Gitmek için sevildiğin bir neden vardı.
Saçları siyah, teni beyaz, bedeninde senin resimlerin olan...
Sen diğerleri gibi olmadın.
Kolay gittin çünkü birlikte söndürmüştük ışıkları hatırla.
O odayı birlikte boyamıştık siyaha ve şimdi sinayürler dökülüyor.
Bu zehir birlikte soluduğumuz bir düş'tü.
-Ne yapıyorsun?
-Yıldızımızı arıyorum.
Odaların tavanlarına gökyüzü çizmiştin.
Bir de yıldızımız vardı.
Tüm bunlar senin yalanlarındı.
Ben o yalanın koynuna girmekten mutlu kız çocuğu,sadece...
Senle bir düş yakaladım düş'tüm.
eli kulağında bir put icat olur önce yokluğunuza, ardınız sıra kan revan bir tapınma… Gel gitmeyin biraz daha...
Söz uçar, ramak kalır gitmeyin. Lâl-u Bâl olur hokkada şair; mürekkep de tutmaz mayasını sonra, tarumar olur divit ucunda şiir.
Giderseniz tavafsız, hilafsız, şimdi gibi zamansız; dinden imandan çıkar cem-i Cümle Mevlevi, içimde bi’ Roma burkulur sütunundan, alnımın arında bi’ Pompei.
Geldiniz ya, gitmeyin; bi’ İsrafil, bir de karantina kalır sizden geriye...
Ardınızdan taşa keserim… Sonra cüzam yongaları kopar bedenimden, ben de kendimi öyle terk ederim.
Gitmeyin e’mi, gitmeyin; âminde kay’boğulur inandığım tanrılar, azota dökerim de olanca nefesimi; canhıraş, sil baştan, bir daha ederim dünyanın bütün küfürlerini.
…hem… Kim sever… Sizi… Hevesim kadar…
…bi’ rahimden kovulmuşcasına düşük, olanca derin sıyrılmışcasına üryan, ameliyatın en de keskin yerinde ayılmışcasına baştan başa yırtık, içine çarmıh ekerek, içine alçı dökerek ayağa kalkmışcasına devrik; şaşa mı kalır birden insan, yaşamasına.
…sizden iyi olmasın bi’ adam sevdim. Çok Hipokrat, çok bevliye idi kendisi... Adını aklımın en amnezi köşesinde yazdım. Kırmızı bültenli bir hafıza ayıbı O şimdi.
…ben gene ne diyordum doktor, bu kerevete çıkmazdan evvel? Gökten 3 melek düşer değil mi? Yok, yok, kâlp diyordum, kâlp tabi… Kâlp ile kalp arasındaki çetrefili bulunuz be doktor. Ben nasılsa günde üç kez kendime benzetiyorum, şu psikanaliz kartlarındaki, Diyazem lekelerini…
Yeterliliği önsöz yapmış bir şairin kalemini kırar bir anlık cinnet ve alayını temizler içinde susturduğu cinayet kalıntılarının....
ben şimdi;
bütün köprülerinden bir kentin
bütün harflerinden bi ismin
bütün günahlarından
yosmalığından ve
azabından çıkarılan bir cismin
"son arzusuyum"
gitme tenimle karılsın özsuyun.
Marifet; mahrum bırakıldığın şey için acı çekmek değil o yükten bir an önce kurtulmayı bilmektir. Ki mahrumiyet, ancak ve ancak Allah'ın (ya da inandığın şey her ne ise) sana layık göreceği yer ve zamanda olur. Layık olmadığın mahrumiyeti seçmek ya da yaşamak kendine yapabileceğin en büyük kötülüktür ki bunca acının içinde mahrumiyeti sana layık gören insan için hiç değmez. Mahrumiyeti kul da yaşatır ancak senden fazla olmayı değil seninle eşit olmayı becerebilmişse.
Acil Servisin Bir Odası, Kadıköy...
Bana dün geceden daha üzgün olduğunu söyleyemezsin.
Şimdi tüm Martı'ların uçtuğunu mu söylüyorsun?
Seni haklı çıkaran yalanları ezberliyorum.
Son bir kaç günü anlatıyorum.
Ağladığım Ağustos'tu oysa. Rakı'ydı geceme dökülen ve boşlukta sallanan ellerimi senin yatağına uzandıran!
Geceydi yine savrulduğum,kader çizgimi tamamlamaya çalıştığım.
Sırtım açıktı kuyruk sokumuma kadar. Gözyaşı döküyordum bir bar camına,sen sırtıma kalpler çiziyordun büyük bir itinayla.
Kokusunu duyuyordum şimdi Alsancak'taki çingenenin.Gözleri gece,etekleri gece, kalbi bir öğleden sonrası...
Kan kaybından ölecek bir kazaydı geçirdiğimiz.
Geçiştirdiğimiz...
Aklına soktuğum mutluluğu hangi sabaha kurban etmiştin?
O hangi sabahtı, uyandın ve unuttun?
Hangi sabahtı, ben yoktum?
Burayı bağırarak söyle; beni neden uyandırmadın?
Otobüsteki kabus
İstanbul'u biliyorum.
Derdi var benimle demiştim sana.
İstanbul-Bodrum seferini yapan otobüste iki koltuk arasında sıkışıp kalan bacaklarımı çekmeye çalışırken yutkunduğum acı, beni tutan elindeki terle karıştı.
Sevmiyorsun beni dedim.
Korkuyorsun!
İstanbul beni sana unutturacak.
Sustuğunu duymamışım.
İşte burası acıyor...
Burası sıkışıyor!
Etim çekiliyor, nasıl bir yükseklikti uçtuğum?
İki çıplak bir kırık
Burun deliklerime enjekte ettiğim hava,kimsesizliğini az önce hatırlayan bir fahişenin raks etmesi gibi geceye.
Biliyorsun daha önce bu kadar bile sevilmemiştim!Elimden hiçbir şey gelmedi. Elimin tersine koyduğum hiçbir şey devrilmedi.
Başarısız oldum anlayacağın. Hoş senin asla anlamayacağın bir şeydi bu.
Hadi çocuk, bak, bunun inkarı en kolayı.
Çatıdaki ayak izlerimizi,sönmüş sigara izmaritlerini hangi yağmura bıraktın?
Soru işaretlerine takılma sakın. Tüm bu olanlar ten kirliliği.
Bu cümleler, bulaşıcı hastalık taşıdığını öğrenen birisinin "En çok sevişmeyi özledim..." demesi.
Bu cümleler, kısa bir süre sonra öleceğini öğrenen kalbimin elindeki rapora dalıp giden gözleri, gözleri...
Burayı neden kendi evim sanıyordum?
Salondaki kanepede saat sabahın 08:00'inde ölmüş olabileceğini düşünürken,bir anda uyuşan diz kapaklarımı hatırladım.
Eşyaların yerlerini değiştirmeyi düşündüm,bir sigara yakmak için terasa geçtim.
Saat sabahın 09:00'unda neden hala gelmediğini düşünürken,asla haketmediğim bir aşk'ı taşıyan kalbimin hıçkırmasını duydum.
Çay içmeyi düşündüm,telefonu almak için tekrar içeri girdim.
Saat sabahın 10:00'unda neden bu evde hala seni beklediğimi düşünürken, yağan yağmurun altına geçip "sen ahmaksın" diye ağlarken...
Saat 11:00'de belli ki yeni uyanmış sesinle konuşurken,neden hasta babamı değil de seni düşündüğümü... Burayı yazmak bile aşağılık bir duyguydu ellerimde!
Sakin olmakla, çekip gitmek arasında nasıl bir çekim vardı diye sorarken, seninle son bir kez sevişmenin en iyi intihar senaryosu olduğunu hatırladım.
O kanepede ne kadar bekledim ben söylesene!
Uyandığımda beni tanımıyordun ve Tanrı rüya gördüğümü fısıldadı...
Acıdan az önce...
Otobandaydım.
Camın aralığından sızan rüzgar ıslak saçlarıma çarpıyor, yırtılıyordu gözlerim.
Kendimle münakaşa ettim. Orta şeritten en hatalı sollamayı yaparak hız kazandım.
Yine böyle bir geceydi,tam ortasında sokağın,dizlerimin üstüne düşmüştüm.
Diz kapaklarım acıyor yine.
Bu şehir sandığım kadar değilmiş, bu şehir asla güzel bir kadın kadar cesur olamamış!
Gecegörüşündeydik.
Gecegörüşlü çocuklardık.
İsimlerimizin önüne şehir plaka kodları verdiler. Asla kaçamayacağım babamın sesinden!
Sağa çekip durdum. Dikiz aynamda ruhumu tazeledim.
İç çekmek için sağa çektim. Burnum kızarmıştı. Sanırım az evvel ağlamışım.
Geceliğimin eteklerinde geçtiğim asfalt izleri var.
Kimseye birşey dediğim yok. Sadece sağa çektim, iç çektim.
Boşuna bir hava bu.
Boşuna yüzüm kanıyor.
Tüm bu olanlar yıllar önce kırdığım aynanın batıl intikamı. Tüm bunlar, ben...
En yakın arkadaşım acıyacağız dedi.
Pembe patiklerin ağladığı bir ağıt yazdım dün gece.
Bir adamın daha yüzüne düşürdüm sustuklarımı.
İçime kustum sonra!
Bebeğim, dedim, Sultanahmet'te başlayan bir yolculuğun ağır hesabıydı kalbin!
Ama üşümeyeceksin. Seni en sıcak şehirlere aldıracağım.
Yağmurdu, yağıyordu, ellerimin hiç üşümediği, bir yağmurdu yağıyordu adını koydum.
Oysa asla adı olmayan, bir zaman sonra inkar edilecek, bir zaman sonra İstanbul'un boynundaki darağacına asılacak olan...
Bir gün gelip alacağım seni ama bugün izin vermiyor romatizma ağrılarım!
Sıtma nöbetleri geçiriyorum ve bu ikimizin de asla unutamayacağı bir terkediliş olacak.
Bende en çok sevdiği şeyi alıp gitti.
Şimdi bu gülümseme ağlarken yüzümde kalan hıçkırık mı?
Kaç hayatı çekiyorum nefes alırken?
Dönüş yok
Arabesk şarkılar dinler, meyhanelerde naralar atabilirim.
Üzerimde eski bir paltoyla en şık lokantalarda yemek yiyebilirim.
Hiçbir şeyim olmaz.Sözlerim tutarsız, hiçbir cümlem bir öncekini sahiplenmez.
Sahipsiz kalırız şehr-i şiirin tam ortasında ve yine hiçbir uyak çare bulamaz anlamsızlığıma.
Seni çok istemeyi becerebilirim.
Bir tek bunu yapabilirim.
En iyi bunu yaptığım için geri gelirsin sanarım.
Sanrım olursun. Sancım olursun. Sanrı...
Dönmezsin.
Gece yarısı 02:00'de Bodrum'da yıkık dökük bir otel odasında yüzümü bulurlar, kendini asmış.
Dönemezsin.
Sana kırılabileceğimi söylerim ve bir daha hiç eskisi gibi olamayacağımızı da.
Alır beni de yanına yolculuğa çıkarsın.
Şehrin en güzel otellerinde şarap içer, yine güleriz ağlanacak halimize.
Kimse sen ve ben gibi kahkaha atamaz o acıların üstünde.
Kimse sen ve ben gibi...
Bırak beni İzmir'de sen git istersen dedim.
Bırak beni Alsancak sahilinde, sen Karşıyaka'ya geç dedim.
Dönmedin, dönemedim. Ben zaten hiç gelmemiştim. O yolculuğa tek başıma çıkmıştım.
Başka bir adammış yanımdaki...
Kapıyı Çalan Benim
Annemi ağlarken bıraktığım kapının önündeyim.
Kapının kolundan tutup geri çevirmek istedim içine ettiğim zamanı.İçine tükürdüğüm, adı "Annemin Hayalleri"olan çeyiz sandığımı!
Yaktığım kına gecelerini...
Annemin gözlerinin kaldığı kapının önündeyim.
Annem bana bakıyor "Çorba yaptım ben kızıma." diyor yine en affedici kalp ritmiyle.
Kapının önündeyim. Kapı açılmıyor ki anne!
Anne?
Kapının önündeyim.İçeri giremiyorum. Sana dönemiyorum. Annem hicranlı, vuslat sesli dün ki genç!
İçeri giremiyorum, sana dönemiyorum...
Bu evlerden hangisinde yaşıyordum ben?
Sol kolu yanmış oyuncak ayımı bulamıyorum. Tüm bu karabasan içinde işte en çok buna üzülüyorum. Saçmayım ben!
Bu Kimin Cehennemi
Sokağın orta yerine uzanmamızı hatırlarken gördüm ikinizin sokağın orta yerine uzanmış fotoğrafınızı.
Bu benim anımdı diye ağladım.
İğrenç biri gibi,zavallı gibi, yaptım bunu "O benim anımdı! "diye bağırarak ağladım!
Bir öncekinin anıları çalarken hiç düşünmemiştim, başka birinin de benimkileri çalabileceğini.
Bu şehrin en usta hırsızı bendim. İşinde en iyisi.
Bir öncekinin kalktığı yatağa uzanırken,hiç tanımadığım birinin şarap sarhoşluğunda üzerime yıkılabileceğini...
Birlikte sahipleneceğimiz bir günahtı bu.
Peki şu an ayak bileklerimden yukarı doğru hayvanlaşan ateşte neden bir tek ben acıyorum?
Bu kimin cehennemi?
Kimse yok burda benden başka!
Burda olmalıydın.
Şimdi bu bir emir!
Gel ve al bırakamadıklarını.
Gel ve gir bu ıslaklığa.
Gel.
Ne olur gel...
Söz Tanrı'ma daha çok yanacağım!
Katil Kim?
İsim şehir oynayalım hadi.
Sen ismini söyle, ben hangi şehirde unuttuğunu.
Sonra yine sevişerek unutalım hayatı...
Kalkıp çay yapalım,terasa birlikte geçelim.
Battaniye altında itiraf oynayalım seninle.
Yavaşça öp beni.
Sokak ortasındaki fotoğrafınızı hatırlayayım.
Fotoğraf yanana kadar öp beni...
Şehr-i isim oynayalım seninle.
Ben İzmir diyeyim,sen kimle gittin oraya diye sesinin ayarlarını aç.
Bodrum diyeyim, Bodrum Kalesini gezdin mi hiç diye sor!
Bir daha hiç uzanamayacağım o yatağa geçtim, hıçkırıklarımı susturmaya çalışırken, "Gitmeliyim, beni bekliyor" dedin.
Acil Servisin Bir Odası, Kadıköy...
Bana dün geceden daha üzgün olduğunu söyleyemezsin.
|
|
istanbul11493 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Atatürk7915 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
müzik6341 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yeraltı edebiyatı5806 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
sosyomatch4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |